24 Nisan 2017 Pazartesi

Avustralya Sohbetleri-3 | Çocuklu Bir Ailenin Avustralya'ya Göç Hikayesi


Şu ana kadar en çok aldığım sorulardan bir tanesi de buraya göç etmiş çocuklu bir aile tanıyıp tanımadığımdı. Sanırım kurulu düzeni bozma, küçük bir çocuğun geleceği de sizin omuzlarınızdaki bir sorumluluksa daha da zorlaşıyor. Berna, Önder ve kızları dünya tatlısı Lara Sydney'e gelmeden önce, burada yaşayan çocuklu bir aile tanımıyorduk. Aslında tanışmamız onların 10 ay once Sydney'e taşınmasından daha önceki süreçteki yazışmalarımızla başladı.. Hepimiz gibi soru işaretleri ve korkuları vardı ilk yazıştığımızda ama hissettiğim bir şey daha vardı ki o da cesaretlerinin ve yeni bir hayat kuracak olmalarının verdiği heyecanın korku ve endişelerinden daha büyük olduğuydu.. Aylar önce başladığımız yazışmalar onların Sydney'e gelmesi ile yerini cok tatlı bir arkadaşlığa bıraktı ve bizim de böylecee Sydney'de bir çocuklu aile tanıdığımız ve pozitif hissetmeye ihtiyaç duyduğumuzda sevebileceğimiz güzeller güzeli bir Lara'mız oldu:)

Sydney, Avustralya
Hazırsanız Avustralya'yı bir de onun gözünden dinlemek üzere sözü Berna'ya bırakıyorum...

Merhaba Berna:) Bize biraz Avustralya’ya gelmeden önceki hikayenizi anlatır mısın?

Merhaba Uzaktaki Minik Kız ve sevgili takipçileri J Ben Berna, eşim Önder ve o zaman 1.5 yaşında olan kızımız Lara ile 10 ay önce Avustralya’ya yerleştik. Ben, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum, üniversite yıllarında başladığım iş hayatıma buraya gelmek için istifa edene kadar aralıksız devam ettim, pazarlama alanında uzmanlaşmayı tercih ettiğim için Bilgi Üniversitesi'nde Bütünleşik Pazarlama İletişimi üzerine yüksek lisans yaptım. Son olarak Kütahya Porselen grubuna bağlı turizm yatırımları şirketinin pazarlama müdürlüğü görevini yürütmekteydim.
Eşim Önder ise Turizm İşletmeciliği mezunu ve iş tecrübesinin büyük bölümü üniversiteden sonra yaklaşık 9 yıl boyunca yaşadığı Amerika’da. Farklı uluslararası otel zincirlerinde yöneticilik tecrübesinin ardından, son olarak Türkiye’den başlayarak Orta Doğu’ya yayılması planlanan yeni nesil bir turizm yatırım projesinin Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyordu.

Önder’in uzun yıllar Amerika’da çalıştığını soylediğinden özellikle sormak istiyorum, Avustralya’ya göç fikri nasıl ortaya çıktı, Amerika’ya göç etmek seçenekleriniz arasında var mıydı?

Avustralya’ya göç fikri Önder’den çıktı, aslında ben de hayatım boyunca hep en azından belirli bir süre yurt dışında yaşamayı hayal etmiştim ama hayalden öteye geçirmek için çaba gösterdiğim söylenemez. Ta ki Önder Avustralya’ya nitelikli göçmenlik başvurusu yapalım mı diye sorana kadar:) Ülkemizden ve tüm sevdiklerimizden ayrılmayı göze alırken bizim aradığımız Lara’nın eğitimi ve geleceği konusunda daha az endişe duyacağımız, iş ve sosyal hayat dengesini kurup yeniden nefes aldığımızı ve yaşadığımızı hissedebileceğimiz huzurlu ve medeni bir ülkede hayatımızı devam ettirmekti. Amerika’daki yaşamı Önder gayet iyi bildiğinden, aradığımız huzuru orada bulamayacağımızdan emindi, özellikle iş-sosyal hayat dengesi kurmanın neredeyse imkânsız olduğunu düşündüğümüz için Amerika seçeneklerimiz arasında hiç yer almadı.
Avustralya’yı seçmemizin pek çok nedeni var. Örneğin Önder’in Amerika’da birlikte çalıştığı birkaç arkadaşı Avustralya’ya göç etmişti ve burada çok daha mutlu olduklarını biliyorduk; Avustralya’nın en insan odaklı ülkelerden biri olması içimizi rahatlatıyordu. Göz önünde bulundurduğumuz bir diğer önemli neden ise vize ve vatandaşlık şartlarıydı ki Avustralya, yine Amerika’ya oranla bizim taşıdığımız kriterler ile, çok daha sorunsuz şekilde vatandaşlığa geçebileceğimiz bir ülke.

Sydney, Avustralya
Peki neden Sydney?

Bizim vizemiz eyalet sponsorlu nitelikli göçmenlik vizesi, bu vize türünde eyaletler ihtiyaç duydukları meslek gruplarında olan kişilerin vize başvurularında ek puan vererek onlara sponsor oluyorlar. Bu sponsorluğun karşılığında ise yasal olarak herhangi bir bağlayıcılığı olmamakla birlikte, ilk iki yıl size sponsor olan eyalette yaşayıp, orada çalışmanız bekleniyor. Bu sebeple ilk olarak Sydney’e gelip yerleştik, iyi ki de öyle olmuş. Sydney benim hayal bile etmediğim kadar güzelliklerle dolu ve keyifle yaşamak için harika bir şehir!

Harbour Bridge, Sydney, Avustralya
Bence de iyi ki Sydney’e geldiniz ve tanışmış olduk:) Vize başvurunuz sırasında nasıl bir yol izlediniz?

Vizemiz Sub Class 190 (Eyalet Sponsorlu Nitelikli Göçmenlik Vizesi), başvurumuz esnasında MARA (Migration Agents Registration Authority) listesinde yer alan ve Türkiye’de bulunan bir göçmenlik danışmanı ile çalıştık. Danışmansız da başvuru yapmak mümkün ancak  her ikimiz de çalıştığımız için bu işe ayıracak zamanımız yoktu ve başvuru sürecini riske atmak istemediğimizden bir danışman ile çalışmayı tercih ettik. Nitelikli göçmenlik başvurularında tecrübe puanı alabilmek için mezun olduğunuz bölüm ile iş tecrübenizin birebir uyumlu olması en önemli kriterlerden biri, Önder’in durumu bu açıdan daha uygun olduğundan başvurumuzu onun üzerinden yaptık. Başvuru surecimiz normale göre biraz uzun sürdü, yaklaşık 2 yıl sonunda vizemizi aldık, genelde bu sürecin 6 ay-1 yıl arasında olduğu söyleniyor. Bizim durumumuzda Önder’in iş tecrübesinin büyük kısmının Amerika olması dolayısıyla istenen evrakları hazırlamamız beklenenden uzun sürdü, diğer taraftan çok acelemiz de olmadığından galiba biz de biraz ağırdan aldık:)

Sydney, Avustralya
Avustralya’ya geldikten sonra ev ve iş bulma süreciniz ne kadar sürdü?

Küçük çocuğumuz olduğu için ve Sydney’de ev bulmanın zorlukları hakkında çok hikâye dinlediğimizden, ev bulma konusu kafamızda en büyük soru işaretlerinden biriydi. Bu sebeple karşımıza çıkan bir fırsatı değerlendirdik ve 5 ay süre ile yurt dışına gidecek olan bir ailenin evini henüz Sydney’e gelmeden airbnb aracılığıyla kiraladık. Bu ilk evimiz gerçek anlamıyla Avustralya’da bir Avustralyalı gibi yaşamanın ne demek olduğunu görebildiğimiz, oldukça eski Victorian tarzı bir evdi. Açıkçası çok eski olması ve ısıtma sistemi bulunmaması sebebiyle ilk 5 ayımız oldukça zorlu geçti. Oradaki kontratımızın bitmesine 2 ay kala ev arama çalışmalarına başladık; önce oturmayı planladığımız semtleri belirledik ve o bölgelerde pek çok ev gezdik. Apartman dairesi istemediğimiz ve temiz, nispeten yeni bir ev aradığımız için bu kadar uzun süre aldı, neyse ki sonunda şu an oturduğumuz ve çok sevdiğimiz evimizi bulduk.
İş bulma sürecinde benim pek katkım olduğu söylenemez:) Bu konuda Önder daha gelmeden çalışmalara başlamış ve pek çok başvuru yapmıştı. Hem bizim tecrübemiz hem de burada tanıştığımız diğer Türk arkadaşların yaşadıklarını dikkate alınca gelmeden iş bulmanın çok küçük bir ihtimal olduğunu söyleyebilirim. Geldikten hemen sonra yeni adresimiz ve iletişim bilgilerimiz ile çok sayıda başvuru yaparak 2 ay sonunda Önder buradaki ilk işine başladı. İş bulmasını kolaylaştıran etken daha önce çalışmış olduğu uluslararası otel zincirlerinin burada da otellerinin olması oldu. Avustralya’ya ilk gelindiğinde, Avustralya iş tecrübenizin olmaması ve işsiz olmanız neticesinde birkaç seviye düşük pozisyonlara razı olabiliyorsunuz. Genellikle Avustralya’da bulunan global firmalarda iş tecrübesi olan kalifiye göçmenler daha iyi pozisyonlarda işlerden başlama şansına sahip olabiliyorlar. Yine de göçmen olarak geldiğiniz Avustralya’da bulacağınız ilk işin hayallerinizin işi olacağını beklemek biraz hayal kırıklığına uğramanıza sebep olabilir…
Sydney, Avustralya
Klasik bir soru ile devam edelim:) Bu kadar uzakta olmaya alıştınız mı?

10 aydır Sydney’deyiz, geldikten sonra uzun zaman, nasılsınız diye sorulduğunda alışmaya çalışıyoruz diye cevap verdik. Sonunda alışma safhasını geçtik ve burada kendimize içinde olmaktan keyif aldığımız güzel bir hayat kurduk J Hala gidecek yolumuz ve iyileştirmemiz gereken şartlarımız var ama şu an oldukça iyiyiz diyebilirim, en önemlisi burada da çok sevdiğimiz arkadaşlarımız var artık ve kendimizi ait hissetmeye başladık.
Bu yolculuğa çıkmadan önce çok değer verdiğim bir büyüğüm ‘Berna, mutluluk insanın içinde, nerede olursanız olun mutlu ya da mutsuz olmak sizin elinizde’ demişti gerçekten de öyle, biz mutluluğumuzu yanımıza alıp geldik; gelmeyi düşünenlere de aynı şeyi yapmalarını önemle tavsiye ediyorum :)

Özellikle çocuklu ailelerin ortak merakı, Avustralya’nın güvenli bir ülke olup olmadığı yönünde. Bu konudaki tecrübelerini bizimle paylaşabilir misiniz?

Bu soruyu `World Economic Forum` organizasyonunun açıkladığı raporu referans göstererek yanıtlayabilirim. Açıklanan listede Avustralya güvenlik açısından 13. Sırada, Türkiye ise 141 ülkenin bulunduğu platformda ne yazık ki ilk yüz arasında değil. Bu tür raporlar, Türkiye’de yaşayan çocuklu bir ailenin buraya göç kararı almasını etkileyebilecek göstergeler içermekte. Bu raporu detaylı bir şekilde incelemenizi tavsiye ederim, daha birçok faydalı kriteri kıyaslamanıza yarayacak bilgiler de sunmakta.

Rapor dışında gerçek hayattan söyleyebileceğim, bugüne kadar iş amaçlı ya da turist olarak Avrupa, Kuzey ve Güney Afrika, Uzakdoğu gibi pek çok yeri görme fırsatım oldu ve bence Avustralya bugüne kadar gördüğüm en güvenilir yer. Dünyanın her yerinde iyi ve kötü insanlar olduğu gibi burada da mutlaka her tür insan vardır. Özellikle Sydney gibi nüfusunun büyük bölümü göçmen olan bir şehirde yaşayan herkesin aynı olduğunu söylemek çok gerçekçi olmaz. Ancak genel itibariyle her şeyin kurallarla çok net belirlendiği ve herkesin bu kuralların hayatı kolaylaştırmak için konulduğundan emin olduğu bir yerde, huzurla yaşıyoruz diyebilirim. İnsanların birbirine karşı hep nazik ve saygılı olması da hayatımızı kolaylaştıran bir diğer unsur, örneğin burada yolda yere düşmüş bir eşyayı gören mutlaka onu alıp bulduğu noktada en uygun kenara zarar görmeyeceği şekilde bırakıyor. Biz bu sayede Lara’nın çocuk parkında unuttuğumuz ayakkabıları ya da yolda düşürdüğümüz oyuncak bebeğinin elbisesi gibi bizim için çok değerli olan (bu gibi eşyaların ne kadar değerli olabildiğini iki-üç yaşlarında çocuğu olan ebeveynler çok iyi anlayacaktır J ) eşyalarımızı kolaylıkla bulabildik.

Sydney, Avustralya

Çocuklu bir aile Sydney’de nasıl sosyalleşir, siz hafta içi ve hafta sonu neler yapıyorsunuz?

Bence Avustralya genç çiftler ve çocuklu aileler için biçilmiş kaftan. Yapabileceğiniz o kadar çok ve farklı aktivite var ki… Sydney’de sosyalleşmenizi sağlayacak iki temel ögeden biri çalışmak diğeri ise çocuk sahibi olmak. Okul öncesi yaşlarda çocuğu olanlar (0-5 yaş) için her semtte mutlaka birden fazla sayıda oyun grubu oluşturulmuş durumda. Bu oyun gruplarında çocukların ve çocuklarını gruba getiren anne babaların birbirleriyle tanışması, sosyalleşmesi sağlanıyor. Avustralya’da çocuklu yaşamın (aslında bence her yaşta bireyin yaşamının) vazgeçilmez uğrak noktalarından biri de kütüphaneler! İlk geldiğimizde geçtiğimiz her semtte kütüphane binaları görünce çok şaşırmıştım ve ‘Bu devirde hala kütüphane mi var? Zamanda yolculuk gibi!’ diye düşünmüştüm. En son kütüphaneye gidişim 2000-2004 yıllarında üniversite dönemindeydi çünkü… Ancak şimdi kütüphanesiz bir yaşam düşünemiyorum. Her kütüphanede çocuklar için ayrılmış özel bir bölüm mevcut ve bu alanlar hem oyun ve hem de keyifle kitap okumaya müsait olarak tasarlanmış durumda. Binlerce çocuk kitabına ücretsiz erişebiliyor aynı zamanda da küçük çocuklar için düzenlenen şarkı, kitap okuma ve hikâye anlatımı seanslarına katılabiliyorsunuz. Bunlara ek olarak her semtte rahatlıkla ulaşabileceğiniz büyük su sporları merkezi, jimnastik, dans ya da müzik kursu gibi etkinlikler mevcut. Çocuğunuzun ve sizin keyif alacağınız, aynı zamanda da sosyalleşebileceğiniz aktivite bulmak kolay ve maliyeti de Türkiye’deki benzerlerine oranla oldukça düşük diyebilirim.
Lara ile hafta içi her gün belirttiğim aktivitelerden birine katılıyoruz, programımız oldukça yoğun:)
Hafta sonu ve tatil günlerinde ise şehirde gezilebilecek onlarca alternatif mevcut. Doğal yaşam parkları, plajlar, feribot ile yapabileceğiniz küçük gezintiler gibi… Tek cümle ile özetlemem gerekirse Sydney’in benim için en güzel özelliklerinden biri burada çocukla gitmeyi düşünebileceğiniz en son yerin alışveriş merkezleri olması.

Taronga Zoo, Sydney, Avustralya

Lara henüz okul çağında olmasa da buradaki eğitim sistemini araştırdığına eminim:) Bize biraz eğitim sisteminden ve Türkiye ile olan farklarından bahsedebilir misin? Özellikle kreş ücretleri ve başlama yaşı gibi konular oldukça merak ediliyor.

Göç kararı alırken göz önünde bulundurduğumuz en önemli konulardan biri de Lara’nın eğitimiydi tabi ki. Burada okula başlama yaşı 4.5 ile 5.5 arasında, çocuğun doğduğu aya bağlı olarak değişiyor. Her semtte devlet okulları olmakla birlikte; tabi ki burada da oldukça fazla özel okul var. Bugüne kadar tanıştığım tüm Avustralyalı ebeveynler özellikle ilköğretimde özel okulu gereksiz buluyor ve devlet okullarındaki eğitimin herhangi bir eksiğinin olmadığını düşünüyorlar. Şehirdeki tüm okullar bir puanlama sistemi ile sürekli değerlendiriliyor, bulunduğunuz bölgedeki okulun başarısını ve hangi alanlarda daha iyi olduğunu bu puanlama sistemi ile takip edebiliyor, ya da oturacağınız bölgeyi buna bağlı seçebiliyorsunuz. Kreşler 0-5 yaş arası hizmet veriyor ve kreş ücretleri oldukça yüksek (günlük kreş ücreti semte ve kreşe bağlı olarak 100-200 AUD arasında değişiyor), ancak vize türünüze, çalışma durumunuza ve gelirinize bağlı olarak kreş ücretinin %50’sini geri almanız mümkün, hatta yeni kabul edilen yasaya göre 2018 yılından itibaren bu oran %80’e kadar çıkabilecek. Burada bir diğer önemli eğitim aşaması da okul öncesi (preschool), ilkokula başlamadan önce çocukların mümkünse 2 yıl okul öncesi eğitim almasının önemi sürekli vurgulanıyor. Yalnız eğitimci başına düşen çocuk sayısı kriteri çok önemli olduğu için kreş ve okul öncesi eğitim kurumlarında yer bulmak oldukça zor, örneğin okul öncesi için çocuğunuz 2 yaşına girdiğinde bekleme listesine kaydolmanız gerekiyor.

Sydney, Avustralya
Sydney’in pahalı bir şehir olduğu düşünülüyor, Türkiye’dekine kıyasla alım gücünüzde olumlu ya da olumsuz ciddi bir fark oluştu mu?

Sydney dünyanın en pahalı şehirlerinden biri ama kazancınız da bununla orantılı. Türkiye’de iki kişi çalışıyorduk, şu an yalnızca Önder çalışıyor ve Türkiye’ye oranla kiramız inanılmaz derecede yüksek olmasına rağmen idare edebiliyoruz. Ben de tekrar çalışmaya başladığımda Türkiye’de olduğundan daha yüksek alım gücüne sahip olacağımızı düşünüyorum. Alım gücünün tüketim alışkanlıkları ile de önemli bağlantısı var tabi ki, tüketim alışkanlıklarımız da buraya geldikten sonra oldukça değişti.

Geldikten kısa bir süre sonra araba aldığınızı biliyorum, bu konuyla ilgili iki sorum olacak. Araba çocuklu bir aile için Sydney’de bir zorunluluk mu? Prosedürel ve maddi açıdan araba almak Türkiye’dekine oranla daha mı kolay?

Araba bir zorunluluk diyemem ama özellikle çocukla rahat hareket edebilmek için gerekli, Sydney’de gezebilecek çok fazla yer var ve çocukla her yere toplu taşıma ile ulaşmak sıkıntılı olabiliyor. Tam şehir merkezini saymazsak belirli saatler dışında ciddi bir trafik sorunu da yok. Dolayısıyla Türkiye’de araba ile hareket etmeye alışık bir aileyseniz araba almak mantıklı olacaktır.  Eğer Türkiye’de, örneğin İstanbul’da arabasız yaşayabiliyorsanız, burada araba almaya hiç ama hiç gerek yok derim, çünkü toplu taşıma çok efektif ve konforlu, tren ve otobüslere sorunsuz bir şekilde bebek arabasıyla binebiliyor ve size ayrılan özel bölümlerde rahatlıkla yer buluyorsunuz. İkinci soruna gelince prosedürler olarak burada araba almak Türkiye’ye oranla çok daha kolay; maddi olarak ise özellikle ikinci el araçlarda oldukça uygun fiyatlı seçenekler mevcut.

Hayal ettiğiniz Avustralya ve şu ana kadar gördükleriniz örtüştü mü, sizi şaşırtan şeyler oldu mu?

Gelmeden önce sadece her şeyin bizim için güzel olacağına inandım ve kendimi buna odakladım. Şimdi de bunu yaşıyorum J Açıkçası çok da hayal etmemiştim, ama Avrupa benzeri bir şehir ile karşılaşmayı beklerken bambaşka bir dünya çıktı karşımıza. Mesela tüketim çılgınlığının bu kadar az olduğu bir ülke olmasını beklemiyordum Avustralya’nın; alışveriş merkezlerinin akşamüzeri 6’da kapanıyor olması biz Türkler için oldukça ilginç. Diğer taraftan Starbucks, Mc Donald’s gibi zincirlerin neredeyse hiç prim yapmaması ve yalnızca turistler tarafından tercih ediliyor olması; saat 3 ile 5 arasında dışarda yemek yemenin neredeyse imkânsız olması, cafelerin öğleden sonra 4’te kapanması hep ilk zamanlar garipsediğimiz özelliklerdi. Geçen 10 ayın ardından hepsine alıştık, aslında tüm bu özelliklerin temeli burada hayatın çok daha erken başlayıp erken bitiyor olmasında saklı, buna ayak uydurduğunuzda her şey kendiliğinden oturuyor. Burada yaşamın dünyanın geri kalanından daha az çalışarak devam etmesini sağlayan en önemli faktörün de operasyon saatlerinin bu şekilde sınırlandırılması olduğunu insan gün geçtikçe anlıyor.
Hem şaşırıp hem de büyük bir keyifle hemen alıştığımız konu ise katı trafik kuralları ve hatırı sayılır cezalar sayesinde trafik sorununun oldukça az olması.
Sydney, Avustralya
Avustralya’da yaşayan diğer insanların Türklere karşı bakış açıları sence nasıl?

Bu süreçte ben hiç negatif tutum ile karşılaşmadım, Avustralya göçmen olarak yaşamak için dünyanın en iyi yerlerinden biri olabilir, çünkü özellikle Sydney, Melbourne gibi şehirlerde zaten herkes göçmen. Dolayısıyla kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz. Tanıştığım pek çok Avustralyalı bizzat kendisi ya da ailesinden birileri mutlaka daha önce Türkiye’yi ziyaret etmiş ve herkes ülkemizin güzelliği hakkında hemfikir.

Minik çocukları olan ve bu yüzden de düzenlerini bozmaktan korkan çok fazla kişi var, o kişilere neler önerirsin?

Asıl çocukları olup, bir şekilde aklına bu fikir düşmüş olanlar korkmasınlar bence. Çocuğunuz için hayatta yapabileceğiniz en büyük fedakârlık içinde bulunduğunuz konfor alanından çıkıp, evet biraz zorluk çekip ama sonunda iyi ki yapmışım diyeceğiniz bu yolu yürümek olacaktır. Ben ki düzen bozma konusunda herhalde dünyanın en korkak insanlarından biri olarak her şeyi arkamda bırakıp geldiysem ve geçen on ayın sonunda keşke daha önce cesaret etseymişiz diyorsam, bence isteyen herkes hayatını değiştirebilir.
Ben ve Lara:)
Gelelim duygusal sorumuza :) Bu kadar uzak bir ülkede yaşamak sana nasıl hissettiriyor? En çok neleri özlüyorsun?
Ailemi çok özledim ve arkadaşlarımı… Gelmeden önce çok da farkında olmadığım kadar uzakta yaşıyoruz ve ben her gün birdenbire ‘benim bütün derdim özlem’ şarkısını söylerken buluyorum kendimi L Aslında üniversite yıllarından beri ailemden uzakta yaşıyorum ancak her zaman ‘ben yarın eve gidiyorum’ deme lüksüm vardı; şu an yaşadığım en büyük zorluk böyle bir lüksümün olmaması… ‘Ama iyiyiz’, babamla yaptığım her konuşmanın sonu gibi bağlayayım, çok duygusal bitirmiş olmayalım J


Sydney, Avustralya

Berna ile yaptığım bu sohbet benim için hem çok öğretici  hem de bir mutluluk dersi niteliğinde oldu. Kalbine mutluluğu, cesareti ve başarma inancını koyan herkesin tüm hayallerini gerçekleştirebileceğine bir kez daha emin oldum.. Umarım Berna ve Önder'in bu cesareti hepimize örnek olur ve umarım bu mutluluklarını kalplerinde ömür boyu yaşatarak nereye giderlerse gitsinler ışık saçmaya devam ederler.. Bir kez daha bu güzel sohbet icin çok tesekkür ederim, iyi ki geldiniz ve sizi tanıdık, iyi ki varsiniz...

15 Mart 2017 Çarşamba

Avustralya Sohbetleri-2 | Sydney'de Öğrenci Vizesiyle Yaşamak

Avustralya Sohbetleri fikri ilk aklıma geldiğinde, hem çok heyecanlandım hem de biraz boyumdan büyük bir işe mi kalkıştım diye düşünmeden edemedim açıkçası:) Ama ilk sohbete verdiğiniz tepkiler ve devamına duyduğunuz merak beni o kadar mutlu etti ki, Avustralya'yı başka gözlerden anlatma heyecanım katlanarak çoğaldı..

(Çok önemsemesem de gelen bir kaç tepkiye istinaden şunu tekrar belirtmek isterim ki, buradaki sohbetlerimde aldığım cevaplar tamamen arkadaşlarımın şahsi fikirleridir, aynı yerde yaşadığım bu arkadaşlarımla aynı hayata bile farklı gözle bakarken, kimsenin bu sohbetleri kırıcı bir şekilde eleştiri hakkı bulunmamaktadır. Ben az çok alışmış olsam da, arkadaşlarımın bloğuma ve buraya gelmek isteyenlere yaptıkları bu iyilik sonucu canlarının sıkılmasını asla istemem:))

Byron Bay, Avustralya
Bugünkü sohbetimi gerçekten benden çok farklı bir gözle size Avustralya'yı anlatacak olan arkadaşım Onur'la yaptım. Onur'la ilk tanışmamız, ilk geldiğimiz günlerde gittiğim dil okulunda, öğlen yemeğinde evden getirdiğim kuru fasulyeyi yerken, o yediğin kuru fasulye mi cümlesi ve tabağıma doğru attığı acıklı bakışlarla başladı:) (Gülerek anlatıyorum çünkü sonraki hafta bir tencere kuru fasulye ve pilavla okula gidip, hep birlikte yemiştik:)) Onur, önceleri benim için Galatasaray forması ile dil okuluna gelen sıradan bir Türk arkadaş kategorisindeyken sonraları her başım sıkıştığında aradığım (Türk Marketinden aldığım 12 poşeti 3 kat çıkarmışlığı vardır:)),  sadece burada olmasından dolayı bile kendimi yalnız hissetmediğim bir arkadaşım oldu..

Lone Pine Koala Sanctuary, Brisbane, Avustralya
Onur'la yaptığımız bu sohbet, hem o kadar samimi hem de farklı oldu ki, okumanız için sabırsızlanıyorum ve hemen sizi Onur'la baş başa bırakıyorum:)

28 Şubat 2017 Salı

Avustralya Sohbetleri-1 | Nitelikli Göçmenlik Vizesi ile Gelmiş Mühendis Çiftin Hikayesi

Bugüne kadar hep benim gözümden okuduğunuz Avustralya'yı biraz da farklı gözler size anlatsın istedim ve aklıma Avustralya'da yaşayan, farklı vize türleriyle gelmiş, farklı mesleklere sahip kişilerle sohbet etmek geldi:) Böyle konularda yardımıma koşmaya hazır çok tatlı arkadaşlarım olduğundan bu hayalimi gerçekleştirmek çok da zor olmadı, ben sordum, onlar güzel güzel cevapladılar:)

Sohbetlerimden ilkini, gelmesiyle benim de Avustralya'daki hayatımı güzelleştiren, gözlerinden mutluluk fışkıran, dünyalar tatlısı arkadaşım Burcu ile yaptım. Burcu ve eşi Ozan yaklaşık 6.5 ay önce Sydney'e gelen, kendi hikayelerinin henüz başında fakat algıları çok açık, dünyayı iyi tanımış, ne yapmaki istediklerini bilen bir çift. Burcu ile yaptığım sohbet, onun Avustralya'daki hayata bakış açısı ve henüz başında oldukları Avustralya hikayeleri benim çok ilgimi çekti, umarım siz de keyif alırsınız:)

Melbourne, Avustralya
Hazırsanız Burcu huzurlarınızda:)

23 Şubat 2017 Perşembe

Avustralya'ya Göç | Karşılaşmanız Muhtemel 5 İnsan Tipi

Göç kararı verdikten sonra yalnızca işiniz, dostlarınız ve günlük rutinleriniz değişecek sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Özellikle de bu göç Avustralya gibi çok da fazla bilinmeyen, bir o kadar da uzak bir kıtaya olunca çevreniz bir anda hiç beklemediğiniz kadar çok insanla ve meraklı gözlerle dolacak. Elbette sizin kararınızı ve hayallerinizi destekleyenler ve "ne iyi yaptın" diye gaza getirenler bolca olacak olsa da, bir anda çevreniz kafanızı karıştırmaya ve sizi canınızdan bezdirmeye odaklı insanlarla da dolacak:)

Eğer hazırsanız, göç etme hazırlığı içerisindeki herkes için oldukça bilgilendirici, hali hazırda göç etmiş kişilerin ise "ben bu insanları valla tanıyorum" diyeceğini yazıma başlıyorum:)

Sydney, Avustralya

24 Ocak 2017 Salı

467 Günün Ardından Türkiye'ye Gidiyorum!

Şu ana kadar, heyecandan kalp atışlarımı duyarak yazmaya başladığım bu ikinci yazım.. İlki bloğun ilk yazısıydı, İstanbul'daydım, hava biraz serindi ama odamdaki camların hepsi açıktı o yazıyı yazarken, çünkü içime çekmek istediğim o havada, anılarım, geride bırakacaklarım, merak ve korkularım vardı. Biraz üşüyerek, biraz ağlayarak yazmıştım o yazıyı, bir ay sonramı, yaşayacaklarımı, hangi nefesi bile alacağımı hayal edemeyerek..

Wolli Creek, Avustralya

10 Ocak 2017 Salı

Avustralya'ya Göç | Avustralya'ya Gelir Gelmez Yapmanız Gereken 10 Şey

Avustralya'ya Göç serimin giriş bölümünü, Avustralya'ya Gelmenizi Sağlayacak 5 Vize Türü yazımla yaptıktan sonra, gelişme bölümünde Maddi Konular ve Yanınıza Almanız (ve almamanız:)) Gereken Şeyleri yazdım, şimdi sıra geliyor yavaş yavaş sonuç bölümüne:)

Bu yazım, vizesini alan, psikolojik olarak kendini hazırlayan, belki geçici bir süre yaşayacağı evini tutan, uçak biletini alan ve o upuzun yolculuk sonrasında Avustralya'ya inmeye hazırlananlar için! Avustralya'ya gelmek gibi bir niyeti olmayanlar ise rahat koltuklarında oturup, Avustralya'ya göç eden biri ne gibi işlerle uğraşmak zorunda, bunu öğrenmek ve belki de halinize şükretmek için devam edebilirsiniz:)

Avustralya'ya Hoşgeldiniz:)

30 Aralık 2016 Cuma

2016'ya Veda..

Sevgili 2016,

Öyle hemen gitmek yok, gel biraz oturup konuşalım seninle..

Öncelikle kabul et, güzel bir yıl olmadın..

Güzel değildin demek belki ağır ama zordun diyebilirim rahatlıkla, evet tam olarak zordun 2016!

Zor olmakla birlikte huzursuzdun. Yastığa kafamızı koyduğumuz çoğu gecenin sabahında yeni bir kalp çarptıntısı yaşattın bize..

Söz dinlemedin. Sen gelirken böyle anlaşmamıştık, ilk ve en içten dileğimizin "barış" olduğunu defalarca söylemiştik sana ama kafana eseni yaptın, barışın neredeyse kelime anlamını unutturdun bize.. Ölümler, kavgalar, tartışmalar, mutsuzluklar, hepsini yaşattın fazlasıyla.. Gerçek bir hiç uğruna, insanları sevdiklerinden, ailelerinden kopardın, çok can yaktın..